Ana Sayfa
İddaa Nedir?
İddaa Oynamak
İddaa Programı
Puan Durumu
Son Dakika
Site Kuralları
Şampiyonlar Ligi
UEFA Kupası
Euro 2008
İletişim
Sudoku Oyunu
Oliver Kahn ve Kitabı ** Ufaklıklar ** En Büyük Kim? ** Nereden Nereye ** Yoksa Kopya mı Çektiler?Ve dahası içinTIKLA!!

iddaaLife.com der ki..
Bundan sonra daha farklı bir format ile karşınızdayız.
Artık tutturma derdi yok,
artık ideal kupon derdi yok,
artık banko kupon derdi yok..
Bundan sonra sadece ve sadece haftalık yayınlanan iddaa programından seçtiğimiz belli sayıdaki maçları kendi yorumlarımızı katıp kendi istatistiki verilerimizi kullanarak sizlerle paylaşmaya karar verdik. Sizi herhangi bir yönlendirme yapmaksızın, sadece yayınlamış ve yorumlamış olduğumuz maçlarla başbaşa bırakıp, kendi seçimlerinizi yapmanıza fırsat veriyoruz.
Unutmayın en iyi tahmin sizin tahmininizdir.
Bol iddaalı günler dileriz..
Futbolla yatıp kalkanlar, iddaa oynamayı sevenler.. Artık maç sıkıntısı çekmek yok.. Geride kalan sezonun bitimi ile yaşanan yaz dönemindeki durgun maç seçimleri artık yok.. Bundan sonra rahat rahat istediğimiz ligden istediğimiz maçları seçip oynamak biz iddaa severlerin elinde. 2008-2009 Sezonunun tüm kulüplerimize başarı, siz iddaa severlere bol kazanç getirmesini ümit eder, Bol iddaalı günler dileriz.iddaaLife.Com Ekibi.

 Fransa’da bir anket düzenlenir. Soru basittir: “Tarih boyunca en nefret ettiğiniz kişi kimdir?”. İlk 3 ismin ikisi hiç de şaşırtıcı değildir; Benito Mussolini ve Adolf Hitler. Ancak bu iki ismi birden geçmeyi başararak, Fransız halkının en nefret ettiği kişi çok ilginçtir. Anton Harald “Toni” Schumacher.

1980’lerin Fransız Milli Takımı’nı, çoğu kişi “Dünya Kupası’nı kazanamamış en iyi takım” olarak tanımlar. Bugünün UEFA Başkanı, kadife bilekli Michel Platini önderliğinde Tigana, Giresse, Amaros, Rochateau, Six gibi isimlerle özellikle hücum zenginliği konusunda Brezilya’yla yarışan bir takımdır maviler. Ama bu şanssız takımın en şanssız ismi belki de Patrick Battiston olarak hatırlanacaktır. Tarih 8 Temmuz 1982, Sevilla’nın Sanchez Pizjuan stadyumu. Dünya Kupası yarı finalinde Batı Almanya ile Fransa, İtalya’nın rakibi olmak için karşı karşıya gelmektedirler. Dakikalar 65’i gösterdiğinde durum karşılıklı gollerle 1-1’dir. O anda geriden atılan topa fırlayan Battiston, Batı Alman yarı sahası boyunca koşarak, ceza sahası çizgisi üzerinde yetişir. Karşı yönden gelen Schumacher ise, topa başka türlü yetişemeyeceğini anlayınca önce bir uçan tekmeye kalkar ancak sonrasında havada biraz yan dönerek, topa henüz vurabilmiş olan Battiston’a bütün gücüyle çarpar. Top tıngır mıngır dışarı çıkarken Battiston ise şuursuz bir şekilde yere yığılmıştır. Fransız oyuncuların Schumacher’i belki de oracıkta linç etmesini Hollandalı hakem önler. Ama aynı hakem bırakın Schumacher’e sarı ya da kırmızı kart göstermeyi, bir faul bile vermeyerek aut atışına hükmeder. Maçın devamı, hastaneye kaldırılan Battiston’dan yoksun Fransızlar için dramdan trajediye dönüşürken, Almanlar o bildiğimiz inatlarıyla sonunda kazanan taraf olmayı başarırlar. 1-1 biten maçın uzatma dakikaları Fransa’nın peş peşe attığı iki golle başlar. Ama sonrasında Batı Almanya, Littbarski ve Rummenige’nin golleriyle eşitliği sağlarlar. 120 dakika sonunda skor 3-3’tür ve Dünya Kupası tarihinde ilk defa bir maçın sonucu penaltılarla belirlenir. Ve Schumacher, 65. dakikadan bu yana bütün Fransa’nın nefretini kazandığı yetmezmiş gibi iki de penaltı kurtarır. Fransızlar 4 yıl sonra yine aynı akıbetten kurtulamazlar ve Meksika’daki yarı final maçında bu defa Schumacher’in kaptanlığını yaptığı Batı Almanya’ya 2-0 yenilirler. Bu maçtan önce kendisine 4 yıl önceki “vaka” sorulan Battiston “unutuldu ve affedildi ama Schumacher’e bu defa 40 metreden daha fazla yaklaşmam” diye cevap vermiştir. Arada kazanılan 1984 Avrupa Şampiyonası, bu güzelim Fransa takımın tacındaki tek mücevher olarak kalır.

Harald Schumacher, 6 Mart 1954’te Düren’de doğar. “Çocukken kola şişesi gibiydim” diyecek kadar samimidir ayrıca. Hafif tonton yapısına çarpık bacakları da eklenince minik Harald için sahada tek uygun görülen yer 3 direğin arası olur. Ama bu çocuk daha sonra henüz 19 yaşındayken, Düren şehrinin takımından FC Köln’e transfer olacaktır. İşin ilginci, Köln’ün kalesini 1960’lı yıllarda da bir Schumacher beklemiştir ve onun ismi Toni’dir. Bizim Schumacher’in klübe ilk geldiği sıralarda orta saha oyuncusu olan Heinz Simmet “Köln’ün kalesinde sadece “Toni” Schumacher durabilir” diyerek, bugün bile pek çok kimsenin gerçek ismi sandığı Toni’yi bizim oğlana yapıştırıverir. Bir başka söylenti de Toni lakabının Batı Almanya adına 1950 ve 54 Dünya Kupası’nda oynayan ve 1954 finalinde Macarlara karşı “Bern mucizesi”ni gerçekleştiren takımda yer alan büyük kalecisi Toni Turek’den geldiğini iddia eder. 

Schumacher’în Köln’deki ilk iki yılı 1974’teki sakatlığı dışında birinci kaleci olan Gerd Welz’in arkasında yedek bekleyerek geçer. Ancak 1974-1975 sezonundan itibaren Toni kaleyi devralır ve kariyerinin dönüm noktası olarak görülen 1977 yılına kadar çok göze batmayan bir performans sergiler. Bu yılda Köln’ün başına geçen o dönemin önemli teknik direktörlerinden Hennes Weisweiller, büyük hedefleri olan bir takımın iyi bir kalecisi olması gerektiğini ileri sürerek, yönetimden Schumacher’in yerine oynatılmak üzere Alman Milli Takımı’nın ikinci kalecisi olan Norbert Nigbur’u almalarını ister. Hertha Berlin’in kalesini koruyan Nigbur’la yapılan görüşmeler sonuç vermez ve kale biraz da zorunluluktan Schumacher’e kalır. Sonraki yıllar “iyi ki de öyle oldu” dedirttirecektir. Schumacher’in performansının da büyük katkısıyla Köln 1978’de Alman Ligi’ni, 1977, 1978 ve 1983’te de Almanya Kupası’nı kazanır. Bu arada Toni 1984 ve 86’da Batı Almanya’da “Yılın Oyuncusu” seçilecektir. Ayrıca toplam 422 resmî maçta oynayarak Köln klubünde hâlen kırılamamış bir rekorun sahibi olur. 1987 yılına gelindiğinde deli kalecimiz “Başlama Düdüğü-Anpfiff” adında bir otobiyografi yayınlar. Herkes, Battiston vakasıyla ilgili söyleyeceklerini merak etmektedir ancak Toni kitabında konuyu fazla uzatmadan yaptığının hâlen faul olmadığını düşündüğünü yazmakla yetinir. Ancak esas fırtına, kitapta Alman oyuncuların uyuşturucu madde ve doping kullandığına ilişkin daha sonrasında kanıtlayamayacak olan iddiaları çevresinde kopar. Batı Alman Milli Takımı, kapılarını Toni’ye kapatır. Schumacher, 1987-1988 sezonunu Schalke’de geçirir ve sonrasındaki iki yıl belki de bu kalecinin hikayesinde bizim en iyi bildiğimiz kısımdır. 

Fenerbahçe 1988-1989 sezonunda, o zamanlar Türkiye’de 1 olan yabancı hakkını Schumacher’den yana kullanır. O zamanlar için gerçekten önemli bir transferdir ve Didi ve Jupp Derwall’den sonra belki de Türkiye’ye gelen en önemli yabancı ve ilk futbolcudur. Fenerbahçe’nin o sezonunu herkes biliyordur heralde; 103 gol atılan namağlup şampiyonluk. Fenerbahçe sonrasında, Toni Schumacher’in aktif klüp kariyeri bir anlamda sona erer. Boş geçen 1990-1991 sezonunun ardından 1991-1992’de 8 maçlığına Bayern Münich’in kalesine geçer ve en son olarak da Bundesliga 1995-1996 sezonunun son resmî maçında 42 yaşındayken Borussia Dortmund’un kalesini korur. Tabii bu arada Toni futboldan kopmamıştır. Sırasıyla Schalke 04 (1992-1993), Bayern Münich (1993-1994) ve Borussia Dortmund’da (1994-1996) kaleci antrenörlüğü yapar. Daha sonrasında ise 1996-1998 arasında Dortmund’un yardımcı antrenörlüğü, sonraki yılda ise Fortuna Köln’ün teknik direktörlüğü görevini yapar. Futbolla kayıtlara geçen son ilişkisi Bayern Leverkusen’in kaleci antrenörlüğünü yaptığı 2001-2003 yıllarıdır.

Tüm Yazılar..